Geleneksel Türk mimarisinin hem estetik hem de işlevsel açıdan en dikkat çekici unsurlarından biri olan "çörten", günümüz modern yapılarında yerini farklı sistemlere bıraksa da tarihi binalardaki varlığını koruyor. Peki, çörten tam olarak ne anlama geliyor?
Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ancak ismini belki de hiç duymadığımız mimari detaylar, kültürel hafızamızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu detaylardan biri olan ve özellikle tarihi taş yapılarda, camilerde ve kervansaraylarda karşımıza çıkan "çörten", hem mühendislik zekasını hem de sanatsal inceliği bir arada sunuyor.
Çörten Kelimesinin Kökeni ve Anlamı
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre çörten; "Çatıdaki yağmur sularını oluklardan alıp bina duvarından uzağa akıtan, genellikle taş, ağaç veya metalden yapılmış dışarıya doğru uzanmış oluk" olarak tanımlanır. Kelimenin kökeni tam olarak netleşmemiş olsa da Anadolu ağızlarında ve geleneksel mimarlık terminolojisinde yüzyıllardır kullanılmaktadır.
Halk arasında bazen "yağmur oluğu" veya "su savar" olarak da adlandırılan bu yapı elemanı, binanın dış cephesini sudan korumak amacıyla tasarlanmıştır. Çörtenler, çatıda biriken yağmur ve kar sularını toplar ve binanın temelinden ya da duvar yüzeyinden ileriye fırlatarak yapının suyun aşındırıcı etkisinden zarar görmesini engeller.
Mimari İşlevi ve Estetik Değeri
Çörtenlerin temel görevi tamamen işlevseldir. Suyun bina duvarlarına sızmasını, sıvaları dökmesini veya taşları yosun tutturarak çürütmesini önlemek için suyun binadan en az 1-2 metre uzağa dökülmesini sağlarlar. Ancak Türk-İslam mimarisinde hiçbir yapı elemanı sadece "işlevsel" olarak bırakılmamış, mutlaka estetik bir dokunuşla zenginleştirilmiştir.
Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemi yapılarında çörtenler, basit bir boru uzantısı olmaktan çıkarak birer sanat eserine dönüşmüştür. Taş işçiliğinin zirve yaptığı bu dönemlerde, çörtenler genellikle şu formlarda karşımıza çıkar:
- Hayvan Figürleri: Aslan, ejderha, kuş veya mitolojik yaratıkların başları şeklinde yontulan taşlar, suyun bu figürlerin ağzından akmasını sağlar. Bu figürlerin bazılarının yapıyı kötü ruhlardan koruduğuna dair sembolik anlamlar yüklendiği de düşünülmektedir.
- Geometrik ve Bitkisel Motifler: Daha sade yapılarda ise stilize edilmiş bitki motifleri veya geometrik desenlerle süslü taş çıkıntılar kullanılır.
Günümüzde Çörtenler
Modern mimarinin gelişmesi ve PVC boru sistemlerinin, gizli dere ve olukların yaygınlaşmasıyla birlikte çörten kullanımı yeni binalarda neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. Günümüzdeki yapılar, suyu bina içinden geçen borularla veya cepheye monte edilen dikey yağmur iniş borularıyla tahliye etmektedir.
Ancak restorasyon çalışmaları yapılan tarihi eserlerde, müzelerde ve eski camilerde bu mimari unsurlar özenle korunmaktadır. Afyonkarahisar gibi tarihi dokusu zengin şehirlerde, eski konakların ve ibadethanelerin çatı saçaklarında başınızı yukarı kaldırdığınızda, geçmişin ustalarının taşa işlediği bu zarif su tahliye sistemlerini görmeniz mümkündür. Çörtenler, sadece bir su akıtma aracı değil, aynı zamanda geçmişin estetik anlayışını bugüne taşıyan sessiz tanıklardır.

