Afyonkarahisar’ın kalbinde 750 yıldır zamana meydan okuyan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmeyi başaran Ulu Camii, "Kırk Direkli Mabet" olarak biliniyor. Peki, Selçuklu ahşap işçiliğinin bu eşsiz örneği kim tarafından, nasıl inşa edildi?
Afyonkarahisar, Anadolu’nun tarih sahnesindeki en köklü duraklarından biri olarak, Selçuklu medeniyetinin zarif izlerini günümüze taşımaya devam ediyor. Şehrin manevi atmosferini belirleyen en önemli yapılardan biri olan Afyon Ulu Camii, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda mimari bir başyapıt olarak öne çıkıyor. 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilerek uluslararası tescil kazanan bu görkemli yapı, inşa tekniği ve arkasındaki tarihi şahsiyetlerle dikkat çekiyor.
Selçuklu Sancakbeyi’nin Emaneti
Tarihi kayıtlara göre Afyon Ulu Camii, 1272 ile 1277 yılları arasında inşa edildi. Caminin banisi (yaptıranı), o dönemde bölgede söz sahibi olan Anadolu Selçuklu Devleti’nin Afyon Sancakbeyi Nusretüddin Hasan’dır. Sahip Ata Fahrettin Ali’nin oğlu olan Nusretüddin Hasan, devletin gücünü ve estetik anlayışını yansıtacak bir eser bırakmak amacıyla bu caminin inşasını emretmiştir.
Caminin mimarı ise dönemin usta sanatkarlarından Emir Hacı Bey’dir. Neccar (dülger/marangoz) unvanıyla da anılan Emir Hacı Bey, ahşap ve taşı kusursuz bir uyumla birleştirerek yüzyıllara meydan okuyan bir sistem kurmuştur.
"Kırk Direkli Cami"nin Sırrı
Afyon Ulu Camii, halk arasında sıkça "Kırk Direkli Cami" olarak anılmaktadır. Bu isimlendirmenin sebebi, caminin iç mekanını taşıyan ve adeta bir ormanı andıran 40 adet ahşap sütundur. Mimar Emir Hacı Bey, bölgedeki esnafı ve ticari loncaları temsilen her bir sütunu özenle yerleştirmiştir.
Yapının en dikkat çekici özelliği, hiç kuşkusuz ahşap direkli (hipostil) mimari tarzıdır. Dış duvarlarında kesme taş kullanılan caminin iç mekanı, tamamen ahşap bir strüktür üzerine kurgulanmıştır. Sütun başlıklarındaki sarkıtlar ve ahşap tavan işçiliği, Selçuklu döneminin sanat anlayışını en saf haliyle yansıtmaktadır. Ahşap sütunların üzerine oturtulan "kırlangıç tavan" tekniği ise yapının hem estetik derinliğini artırmakta hem de dayanıklılığını sağlamaktadır.
Tarihe Meydan Okuyan Restorasyonlar
1277 yılında tamamlanan yapı, yaklaşık yedi buçuk asırdır ayakta kalmayı başarmıştır. Zamanın yıpratıcı etkisine karşı çeşitli dönemlerde onarımdan geçen Ulu Camii; 1341, 1765, 1851, 1950, 1969 ve 1978 yıllarında kapsamlı tamiratlar görmüştür. Bu restorasyonlar sayesinde cami, özgün kimliğini koruyarak günümüze kadar ulaşmıştır.
Cami içerisindeki hat sanatının incelikleri de yapının değerini artıran unsurlar arasındadır. Kayıtlarda, camideki Esma-ül Hüsna ve ayet kitabelerinin Hattat Hacı Murat tarafından nakşedildiği belirtilmektedir.
Afyonkarahisar’a gelen yerli ve yabancı turistlerin ilk uğrak noktalarından biri olan Ulu Camii, UNESCO tesciliyle birlikte artık sadece şehrin değil, dünyanın ortak mirası olarak korunmaya devam ediyor.

