Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, 2026 yılı Mart ayı olağan meclis toplantısında küresel krizlerin ekonomiye etkilerini değerlendirerek, iş dünyasının katma değerli üretim ve ihracatla bu zorluklara direneceğini vurguladı.
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO) 2026 yılı Mart ayı olağan meclis toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda meclis üyelerine hitap eden ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser, Türkiye'nin makroekonomik görünümü ile dünya gündemini sarsan gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Artan jeopolitik risklerin küresel piyasalarda ciddi bir maliyet baskısı yarattığına dikkat çeken Serteser, Türkiye'nin güçlü altyapısıyla bu krizleri bir üretim ve lojistik üssü olarak fırsata çevirebilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti.
İmalat Sanayisinde Toparlanma Sinyalleri
Konuşmasında İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verilerini gündeme taşıyan Serteser, sanayi sektörünün son durumuna dair rakamlar paylaştı. Serteser, "Ocak ayında 48,1 olarak ölçülen endeks, Şubat 2026'da 49,3'e yükseldi. Eşik değer olan 50'nin altında kalsak da bu artış, sanayideki daralmanın hız kestiğini ve üretimde kademeli bir toparlanma eğiliminin başladığını işaret etmektedir" dedi.
Enflasyonla Mücadele ve Finansmana Erişim
Şubat ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,53 olarak gerçekleştiğini hatırlatan ATSO Başkanı, düşüş eğilimi sürse de gıda, enerji ve girdi maliyetlerindeki dalgalanmaların fiyat istikrarı için halen önemli bir risk oluşturduğunu belirtti. Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutmasının enflasyonla mücadele açısından kritik olduğunu dile getiren Serteser, buna karşın sıkı para politikasının iş dünyasının finansmana erişim maliyetlerini oldukça yüksek tuttuğunun altını çizdi.
Jeopolitik Riskler ve Maliyet Baskısı
Küresel piyasalardaki belirsizliklerin giderek tırmandığına vurgu yapan Hüsnü Serteser, 28 Şubat 2026 tarihinde patlak veren ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın dünya ekonomisine yönelik olası etkilerine de geniş yer ayırdı. Çatışmaların özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki enerji sevkiyatı üzerinde büyük bir risk oluşturduğunu belirten Serteser, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki muhtemel artışların Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilecek yeni maliyet baskıları doğurabileceği uyarısında bulundu.
Alternatif Tedarik Merkezi Potansiyeli
Tüm bu küresel krizlere ve jeopolitik risklere rağmen Türkiye ekonomisinin temel direnç noktalarına dikkat çeken Serteser, ülkenin güçlü bankacılık altyapısı ve sürdürülen mali disiplininin dış şoklara karşı önemli bir kalkan görevi gördüğünü söyledi.
Küresel tedarik zincirlerinin dünya genelinde yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, Türkiye'nin güvenilir ve alternatif bir üretim ile lojistik merkezi olma ihtimalinin giderek güçlendiğini ifade eden Serteser, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu potansiyeli tam anlamıyla hayata geçirebilmek için istikrarlı ekonomi politikalarının sürdürülmesi şarttır. Bizler iş dünyası olarak krizlere karşı duruşumuzu bozmadan, katma değerli üretim ve ihracata odaklanmaya devam edeceğiz."

