26 Şubat 2026 Perşembe
Haber

Afyonkarahisar’ın Manevi Mühürleri: Şehrin Kalbindeki 3 Asırlık Mabed

Afyonkarahisar, sadece termal kaynakları ve gastronomisiyle değil, asırlara meydan okuyan inanç turizmi merkezleriyle de Anadolu'nun manevi başkentlerinden biri. Şehrin tarihi silüetini oluşturan üç kadim cami, hem mimari ustalıkları hem de taşıdıkları ruhani mirasla ziyaretçilerini bekliyor.

Paylaş:
Afyonkarahisar’ın Manevi Mühürleri: Şehrin Kalbindeki 3 Asırlık Mabed

Afyonkarahisar, sadece termal kaynakları ve gastronomisiyle değil, asırlara meydan okuyan inanç turizmi merkezleriyle de Anadolu'nun manevi başkentlerinden biri. Şehrin tarihi silüetini oluşturan üç kadim cami, hem mimari ustalıkları hem de taşıdıkları ruhani mirasla ziyaretçilerini bekliyor.

Anadolu’nun kavşak noktası Afyonkarahisar, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan köklü geçmişini şehrin kalbindeki anıtsal yapılarla yaşatmaya devam ediyor. Afyon Moderator ekibi olarak, şehrin manevi atmosferini solumak isteyenler için merkezdeki üç büyük mabedi; Ulu Camii, İmaret (Gedik Ahmet Paşa) Camii ve Mevlevihane (Türbe) Camii’ni mercek altına aldık. İşte taşın ve ahşabın duaya dönüştüğü o üç eşsiz eser.

1. UNESCO Listesindeki Ahşap Şaheser: Ulu Camii

Afyonkarahisar Kalesi’nin eteklerinde, Cami Kebir Mahallesi’nde yer alan Ulu Camii, Selçuklu ahşap işçiliğinin günümüze ulaşan en nadide örneklerinden biridir. 1272-1277 yılları arasında Sahipata Nusretiddin Hasan tarafından yaptırılan bu eser, dışarıdan bakıldığında sade bir taş yapı gibi görünse de asıl hazinesini içinde saklar.

Neden Önemli? Cami, "Kırk Direkli Cami" olarak da bilinir. İç mekânı, her biri özenle işlenmiş 40 adet ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Bu sütunlar, "kündekari" tekniğiyle, yani hiç çivi kullanılmadan birbirine geçme yöntemiyle inşa edilmiştir.

2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren "Anadolu'nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri"nden biri olması, yapının evrensel değerini tescillemiştir. Caminin minberi, abanoz ağacından yapılmış olup üzerindeki geometrik bezemeler ve hat sanatları, dönemin ustalığını gözler önüne serer.

2. Osmanlı’nın Şehirdeki Mavi İmzası: Gedik Ahmet Paşa (İmaret) Camii

Şehrin tam merkezinde yer alan ve halk arasında daha çok "İmaret Camii" olarak bilinen yapı, Fatih Sultan Mehmet’in sadrazamlarından Gedik Ahmet Paşa tarafından 1472 yılında yaptırılmıştır. Mimar Ayaz Ağa’nın eseri olan cami, Osmanlı mimarisinin klasik döneme geçişteki en zarif örneklerinden birini teşkil eder.

Mimari Detaylar Cami, ters "T" planlı (zaviyeli) camiler grubuna girer. Ancak yapıyı diğerlerinden ayıran en belirgin özellik minaresidir. Yivli (burmalı) biçimde inşa edilen minaresi, lacivert çini kuşaklarla süslenmiş olup güneşte parlayan silüetiyle şehrin sembollerinden biri haline gelmiştir.

Külliye olarak tasarlanan yapının çevresinde hamam ve medrese bölümleri de bulunmakta, bu da caminin geçmişte sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda bir sosyal yaşam merkezi olduğunu kanıtlamaktadır.

3. Mevleviliğin İkinci Kapısı: Sultan Divani (Türbe) Camii

Afyonkarahisar, Mevlevilik tarihinde Konya’dan sonra en önemli ikinci merkez olarak kabul edilir. Bu manevi hiyerarşinin kalbi ise Mevlevihane Camii, diğer adıyla Türbe Camii'dir. 13. yüzyılda kurulan dergâh, özellikle 16. yüzyılda Sultan Divani Hazretleri döneminde altın çağını yaşamıştır.

Manevi Atmosfer Cami, sadece namaz kılınan bir yer olmanın ötesinde, Mevlevi kültürünün yayıldığı bir irfan yuvasıdır. Caminin içerisinde Mevlevi büyüklerinin sandukalarının bulunduğu türbe bölümü yer alır. Bu yönüyle yapı, yılın her dönemi yerli ve yabancı turistlerin akınına uğramaktadır.

Günümüzde külliye bünyesindeki müze, derviş odaları ve matbah (mutfak) bölümleriyle ziyaretçilere Mevlevi yaşam tarzını ve tasavvuf kültürünü aktarmaya devam etmektedir. Sultan Divani’nin şifalı olduğuna inanılan aşure geleneği de bu manevi merkezle özdeşleşmiştir.