25 Şubat 2026 Çarşamba
Haber

ABD’nin İşgal Sinyaline Karşı Tahran’ın Gizli Kozları: Çin Desteği ve Toplumsal Direnç

Washington yönetiminin Tahran’a yönelik askeri tehdit dozunu artırması ve Başkan Trump’ın donanma kartını öne sürmesi, bölgede sıcak çatışma ihtimalini gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, sahadaki gerçeklerin ABD’nin beklediği "hızlı zafer" senaryosuna izin vermeyebileceği görüşünde birleşiyor.

Paylaş:
ABD’nin İşgal Sinyaline Karşı Tahran’ın Gizli Kozları: Çin Desteği ve Toplumsal Direnç

Washington yönetiminin Tahran’a yönelik askeri tehdit dozunu artırması ve Başkan Trump’ın donanma kartını öne sürmesi, bölgede sıcak çatışma ihtimalini gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, sahadaki gerçeklerin ABD’nin beklediği "hızlı zafer" senaryosuna izin vermeyebileceği görüşünde birleşiyor.

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı restleşmelerle yeni bir boyuta taşındı. Beyaz Saray’ın Tahran’a yönelik söylemlerini sertleştirmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, bölgedeki Amerikan donanmasının varlığına atıfta bulunarak verdiği işgal sinyalleri, uluslararası kamuoyunda endişe yarattı. Washington’ın bu hamlesi, sadece askeri bir hazırlık değil, aynı zamanda psikolojik bir harp ilanı olarak yorumlanıyor.

Özellikle İran’a komşu ülkelerde ve Türkiye kamuoyunda, Amerikan yönetiminin Şubat ayı içerisinde İran’a yönelik kapsamlı bir saldırı başlatacağına dair iddialar yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Bölgedeki diplomatik kaynaklar ve strateji uzmanları ise ABD’nin "bir gecede girip hedeflerine ulaştıktan sonra hızla geri çekilme" stratejisinin, İran coğrafyasında uygulanabilirliğinin oldukça düşük olduğuna dikkat çekiyor.

Toplumsal Dinamikler ve Direnç Noktaları

Olası bir işgal senaryosunda ABD’yi bekleyen en büyük engelin, İran’ın karmaşık toplumsal yapısı olduğu belirtiliyor. Analistler, İran toplumunun önemli bir kesiminin sahip olduğu dini hassasiyetlerin ve köklü devlet geleneğinin, dış müdahaleye karşı birleştirici bir unsur olacağını vurguluyor. Mevcut Tahran yönetimine muhalif olan kesimlerin dahi, söz konusu "Amerikan emperyalizmi" ve ülke topraklarının işgali olduğunda, iç tartışmaları bir kenara bırakarak ulusal bir direniş hattında buluşabileceği öngörülüyor. Bu durum, Washington’ın "rejim karşıtlarını yanına çekme" planlarını boşa çıkarabilecek en kritik faktör olarak görülüyor.

Pekin Yönetiminin Kritik Rolü

İran’ın direncini artıran bir diğer stratejik unsur ise Çin Halk Cumhuriyeti ile olan derinleşen ilişkiler. Pekin yönetiminin Tahran’a sağladığı ve kriz anında artırarak sürdürmesi beklenen askeri ve lojistik destek, ABD’nin askeri hesaplarını doğrudan etkiliyor. Çin’in bölgedeki varlığı ve İran’a sağladığı kalkan, olası bir Amerikan müdahalesinin maliyetini Washington için katlanılamaz boyutlara taşıyabilir.

Mevcut tablo, ABD’nin İran’ı konvansiyonel bir savaşla dize getirmekten ziyade, askeri tehditleri bir pazarlık unsuru olarak kullanarak masada istediklerini almaya çalışacağı bir "zorlayıcı diplomasi" dönemine işaret ediyor. Washington'ın, asker postallarıyla sahaya inmek yerine, "donanma diplomasisi" ve ekonomik baskı araçlarıyla Tahran'ı şekillendirmeye çalışması daha olası bir senaryo olarak öne çıkıyor.