26 Şubat 2026 Perşembe
Haber

26 Uluslararası Örgütten BM’ye Tarihi Çağrı: Çin’in İnsanlık Suçları Cezasız Kalmasın

Aralarında Dünya Uygur Kurultayı ve Sınır Tanımayan Gazeteciler’in de bulunduğu 26 uluslararası sivil toplum kuruluşu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin kritik oturumu öncesinde ortak bir bildiri yayımlayarak Çin’e karşı acil soruşturma başlatılmasını talep etti.

Paylaş:
26 Uluslararası Örgütten BM’ye Tarihi Çağrı: Çin’in İnsanlık Suçları Cezasız Kalmasın

Aralarında Dünya Uygur Kurultayı ve Sınır Tanımayan Gazeteciler’in de bulunduğu 26 uluslararası sivil toplum kuruluşu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin kritik oturumu öncesinde ortak bir bildiri yayımlayarak Çin’e karşı acil soruşturma başlatılmasını talep etti.

Cenevre’de toplanan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin 61. oturumu, insan hakları savunucularının Çin yönetimine karşı yükselttiği gür bir sese sahne oluyor. Küresel çapta faaliyet gösteren 26 önde gelen sivil toplum kuruluşu (STK), BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk’e hitaben yayımladıkları ortak bildiriyle, Pekin yönetiminin sistematik hak ihlallerinin bağımsız bir mekanizma tarafından derhal soruşturulmasını istedi.

Cezasızlık Politikasına Son Verilmeli

23 Şubat – 31 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleşen Konsey oturumu öncesinde harekete geçen örgütler, Çin’in Doğu Türkistan başta olmak üzere bölgedeki eylemlerinin "insanlığa karşı suç" ve "soykırım riski" taşıdığına dikkat çekti. Yayımlanan bildiride, BM organlarının daha önce bu ihlalleri raporlamasına rağmen, uluslararası toplumun faillerden hesap sorma konusunda yetersiz kaldığı vurgulandı.

İmzacılar, Yüksek Komiser Volker Türk’ün 27 Şubat’ta yapacağı konuşmada, diplomatik dengeleri bir kenara bırakarak Çin’deki zulmün durdurulması için somut ve takvime bağlanmış bir eylem planı açıklamasını bekliyor.

2022 Raporundan Bu Yana İlerleme Yok

Sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı ortak rapora göre, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) 2022 yılında yayımladığı ve Çin’in insan hakları karnesini eleştiren Sincan raporunun üzerinden geçen sürede Pekin yönetimi hiçbir iyileştirici adım atmadı. Aksine, baskı politikalarının dozunun arttığı belirtilen raporda şu çarpıcı tespitler yer aldı:

  • Sistematik Gözaltılar: Dini liderler, aydınlar ve bağımsız gazeteciler herhangi bir hukuki gerekçe gösterilmeksizin keyfi olarak alıkonulmaya devam ediyor.
  • Tıbbi İhmal: Toplama kamplarında ve cezaevlerinde tutulanların temel tıbbi yardıma erişimi engelleniyor.
  • Muğlak Suçlamalar: Muhalif sesler, hukuki dayanağı olmayan "kargaşa çıkarma" ve "sorun yaratma" gibi muğlak suçlamalarla susturuluyor.
  • Zorla Kaybetmeler: İnsan hakları savunucuları ve aileleri, devlet eliyle zorla kaybedilme riskiyle karşı karşıya.

Hong Kong ve "Toplu Cezalandırma" Yöntemi

Bildiride sadece Doğu Türkistan değil, Hong Kong’daki baskıcı uygulamalar da gündeme getirildi. BM’nin medya patronu Jimmy Lai’ye verilen 20 yıllık hapis cezasını kınaması olumlu bulunsa da, örgütler bunun yeterli olmadığını savunuyor.

Özellikle sürgündeki demokrasi aktivistlerinin ailelerine yönelik baskıların artması, Çin’in sınır ötesi bir "toplu cezalandırma" politikası izlediğinin kanıtı olarak sunuldu. 11 Şubat 2026’da aktivist Anna Kwok’un babasının suçlu bulunması, bu politikanın en güncel ve acı örneği olarak kayıtlara geçti.

"Mağdurlara Unutulmadıklarını Gösterin"

Çin İnsan Hakları Savunucuları Eş Direktörü Sophie Richardson, mevcut konsey oturumunun tarihi bir fırsat olduğunu belirterek BM yetkililerine şu çağrıda bulundu:

"Yüksek Komiser Türk’ün elinde, Pekin’e işlediği insanlığa karşı suçların soruşturulacağını açıkça söyleme fırsatı var. Daha da önemlisi, bu suçların mağdurlarına ve hayatta kalanlara, dünyanın onları unutmadığını gösterme fırsatı var."

Bildiriye İmza Atan Kuruluşlar BM’ye sunulan bu kritik çağrının altında imzası bulunan 26 kuruluş arasında; Uygur Hareketi, Dünya Uygur Kurultayı, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Çin İnsan Hakları Savunucuları, İnsan Hakları Vakfı (HRF), Free Tibet ve Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) gibi saygın kurumlar yer alıyor.